BySantral - Kişisel Web Blog

Yazarlar zaferi yorumladı!

Normal süre golsüzdü. Uzatmanın bitimine 2 dakika vardı. Klasnic’in golü ile kalbimiz durdu. Ama Semih durmadı, hepimizi komadan çıkarıp, beraberliği sağladı. Sonra penaltılarda Modric ile Rakitic topu dışarı attı, Petric’in vuruşunu Rüştü çelince, Arda, Semih ve Hamit’in golleriyle ülke ayağa kalktı. Şimdi, 25 Haziran’da İsviçre’ de Almanya ile yarı final hesaplaşması kaldı. İşte spor yazarlarının Türkiye-Hırvatistan maç yorumu…

MERT AYDIN / SPORX.COM
O nasıl bir geceydi öyle! İnanılmaz şeyler oluyor Türkiye’nin maçlarında. Sen 119. dakikada gol ye ve maç bitmeden oyunu penaltılara götürecek golü at! “Mucizeler zaman alır” demişti Fatih Terim o güleryüzle başlayan ama sonrasında öfke seline dönüşen basın toplantısında. Hırvatistan maçı öncesinde kafamızda olan bir mucize değildi. Karşımızda sağlam, iyi bir takım vardı kuşku yok ki. Ancak bu takımı yenmemizi bir mucize olarak adlandırmak doğru olmazdı. Kafaları karıştıran daha doğrusu bulandıran savunmadaki eksikler ve Aurelio’nun yokluğuydu galiba.

MEHMET DEMİRKOL / MİLLİYET GAZETESİ
Rüştü’nün büyük hatasıyla uzatmanın son iki dakikasında geriye düşmüş ve her şey bitmişken buna inanmayanlar vardı. Birçok oyuncumuz yere yatmış mağlubiyetle yıkılmışken başta Hamit, yerdekileri ayağa kaldıran bu oyun daha bitmedi diyenlerin zaferi bu… Bu şampiyonanın tarih boyunca hatırlanacak bir organizasyona dönüşmesi işte bu oyuncuların eseri…Semih’in attığı gole şu an maç bittikten sonra dahi inanmak zorken buna inanan bir kaç devi kalbimize yazdık. Sahaya 16 kişi çıkabilen, sakatlıklar ve cezalılarla erimiş bu takımı hayatta tutanlara şükran borçluyuz.

MUSTAFA DENİZLİ / MİLLİYET GAZETESİ
Tarih yazılır mı, okunur mu? Hem yazılır, hem okunur. Türk Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası finallerinde tüm ulusu şaşkına çevirmeye devam ediyor. Bundan sonra da devam edecek. Esasında bu maçın oluşumunu, gelişimini son yazımda bir parça ortaya koymuştuk. Şimdiye kadar oynadığımız maçları bitirdiğimiz kadro dün başladığımız kadroydu. Türk Milli Takımı bu oyuncularla ancak bu oyunu oynayabilir. Düşünebiliyor musunuz, Gökhan Zan ve Emre Aşık dışında gerçek manada takımda defans oyuncusu kalmamış.

RIDVAN DİLMEN / MİLLİYET GAZETESİ
Turnuvanın bence en iyi topunu oynadık. İlk yarının ve uzatmaların tamanında, ikinci yarının son 10 dakikasında çok organize bir futbol ortaya koyduk, Hırvatları kendi sahalarından çıkarmadık. Şöyle bir geriye dönüp bakalım. Gökhan Zan sakatlandığı için Hamit Altıntop’u sağ bek oynatmak zorunda kalıyorsunuz. Daha sonra kilit oyunculardan Emre Belözoğlu sakatlanıyor. Sonra Aurelio ve Volkan cezalı duruma düşüyor. Hiç şüphesiz sakatlıklar ve kartlar açısından turnuvanın en şanssız takımıyız… Öyle bir dakikada gol yedik ki, tam altı oyuncumuz yerde yatıyordu. İşte tam bu anda Gökdeniz ve Rüştü’nün aklına daha önceki maçlar geldi, hepsini kaldırdılar.

UĞUR MELEKE / MİLLİYET GAZETESİ
Çek maçında üçüncü golü attığımızda yanımdaki Japon gazeteciler benden daha yükseğe sıçramışlardı. Hayatımda ilk kez gördüğüm Tunuslu ile sarmaş dolaş olmuşuz, farkında bile değildim. Türkiye gerek 2002′de gerekse burada “öteki Dünya”nın temsilcisi ve sesi oldu biraz da… Türkiye yalnızca Türkiye değil burada… Asla yalnızca Türkiye değil… O yüzden bu aşamadan sonra kupayı kazansak da kaybetsek de, yeryüzünün 4′te 3′ü için ürettiğimiz kahramanlık hikâyeleriyle görevimizi yaptık zaten, fazlasıyla yaptık…

LEVENT TÜZEMEN / SABAH GAZETESİ
Avrupa bu Türk Milli Takımı’nın cesaretini, ruhunu, inancını ve zaferini uzun yıllar unutmayacak. Yaptığı mücadeleye saygı duyacak. Bir Türk gazetecisi olarak bu mutluluğu yaşadığım için gurur doluyum. 70 milyonluk Türkiye’ye büyük mutluluk yaşatan Milli Takım’ı hocasından futbolcusuna ve yöneticisine kadar kutluyorum. Türkiye sizinle gurur duyuyor. “Büyük lokma ye büyük konuşma” diye boşuna dememişler. Viyana’yı istila eden Hırvatlar, “Almanya sana güle güle” diye bağırıyordu.

AHMET ÇAKAR / SABAH GAZETESİ
İddia ediyorum Dünya çapındaki hiçbir turnuvada, 100 yıllık futbol tarihinde hiç bir takım bizim kadar şanslı olmamıştır. Arka arkaya oynadığımız son üç maçı son saniyede attığımız gollerle ya alıyoruz, ya da dün geceki gibi penaltılara taşıyoruz. Kim ne derse desin, Avrupa şampiyonasında aldığımız bu başarılı sonuçların tek sebebi futbolcular olamaz. 3-5-2, 4-4-2 gibi reel nedenler de olamaz. Bunun adı Allah’ın lutfu ise Allah’ın lutfudur.

ERMAN TOROĞLU / HÜRRİYET GAZETESİ
Bence şu ana kadar oynadığımız en iyi rakipti Hırvatistan… Bu turnuvadaki en dengeli, en mantıklı futbolumuzu da gene Hırvatlara karşı oynadık. Özellikle Marco’nun olmaması bizim için büyük bir kayıptı. Ama Mehmet Topal burada mükemmel işler yaptı. Ama Fatih Hoca maalesef onu oyundan aldı. O çıktıktan sonra orta alanda zorlanmaya başladık. Rüştü, çok iyi oynamasına rağmen bir büyük hata yaptı. Ama futbolda olan şeyler. Eğer kazanamasydık Rüştü’nün bütün yaptığı iyi şeyler çöpe gidecekti.

ALTAN TANRIKULU / HÜRRİYET GAZETESİ
Bütün bir ülke adına mücadele eden takımınızı desteklersiniz, bazen Türkiye’nin bir ucunda, bazen İsviçre’deki bir Fanzone’da, bazen de Ernst Happel’de Hırvatlar’ın arasında..Bazen Sabri’yi niye oynatmadı, diye kızarsınız Terim’e.. Bazen de niye oynatıyor, diye.. Bazen “defansif” bulursunuz onun kararlarını, bazen de Mehmet-Semih değişikliğinde olduğu gibi “cesur!” Futbol; bazen 90 dakika, bazen 120 dakika, bazense daha fazlasıdır. Biraz taktik, biraz disiplin, biraz yetenek, biraz istemek ama çokça inanç, çokça mücadele ve çokça bırakmamaktır; tıpkı yaşam gibi!

AHMET ÇAKIR / ZAMAN GAZETESİ
Açıkçası şampiyona başlarken en iyimserimizin bile aklından geçmeyen, hayaline sığmayan işler bir bir gerçek oluyor. Sakatlık ve cezalar nedeniyle pek de umutlu çıkmadığımız maçta son derece sabırlı, akıllı ve dengeli bir oyunla Hırvatları da evlerine yollamayı başardık, yarı finalde Almanya’nın rakibi olduk… Doğrusu, karşılaşmanın ilk yarısı turnuvanın “en”leri arasında rahatlıkla yer alabilirdi, tabii sıkıcılık açısından… İki tarafın karşılıklı birer buçuk pozisyonundan başka sözü edilmeye değer hemen hiçbir şey yoktu.

GÖKMEN ÖZDEMİR / VATAN GAZETESİ
Rüştü’yü seviyorum. Ne yaparsa yapsın! Bugüne kadar bize inanılmaz sevinçler yaşattı. Golde yaptığı inanılmaz hataya rağmen hâlâ onu seviyorum.. O, Türk futbol tarihinin en büyük futbolcularından biri.. Türkiye’nin altın jenerasyonunun kalecisi.. Tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Onu bir gol yedi diye karalamak, tartışmak bu saatten sonra ayıp olur. Bu ayıba düşmemeliyiz.. Son dakikaları seviyoruz…

DENİZ GÖKÇE / AKŞAM GAZETESİ
Milli takımımız dün Hırvatistan’a karşı son 8′den daha yukarıya gitmek ve böylece 2000 Avrupa Şampiyonası’ndaki durumunun üstüne çıkmak için zor bir maç oynadı. Bu maçta sakat olan iki Emre, Servet ve Tümer yoktu. Ayrıca cezalı Aurelio ve Volkan da yoktu. Bu durumda takım kurmakta zorlanmamız gayet normal. Milli takım bu durumda Mehmet Topal ve Hamit’i orta sahada, Sabri’yi sağ beke alıp iyileşen Gökhan’la Emre Aşık’ı da stoper olarak kullandı.

BAĞIŞ ERTEN / RADİKAL GAZETESİ
Kahramanlar, mucizeler, destanlar… Futbol tarihimizin referansları bunlar. Musa Peygamber gelsin asâsını vursun, Kızıldeniz yarılsın. Mucizeler olsun, takım tur atlasın. Oysa mucizeyle denizin yarılmasını beklemek yerine köprü yapmak, yani sistemli, anlamlı bir yapı yaratmak daha önemli değil mi? Tarih tekerrür eder de etmesine, mucize tekerrür eder mi? Onun yerine dünkü oyunu sürekli oynasa Milli Takım daha iyi olmaz mı? Yenilse de yense de.Fatih Hoca artık yazıları 20 dakikada yazmamızı istiyor ama bu maç hiç de öyle değildi. Tamam, yargılarımızı da iyi seçmeli, sözümüzü ziyadesiyle sakınmalıyız.

ALİ ŞEN / TAKVİM GAZETESİ
Futbol 90 dakika mı? 1954 yılında Almanya dünya şampyonu olduğunda o zaman antrenör Seppherberger şunları söylemişti. “Top yuvarlak. Maç 90 dakika, gerisi tefarruattır” demişti. Dün akşamki maçı Viyana’da stattan canlı izledim. 90 dakika yaşlılar takımı futbol oynadı. “Futbol oynadı” derken kastım, 22 tane adamın bir topun peşinde koşmasıydı. Halbuki bunlar koşmadı, yürüdüler.
Hiç bu kadar can sıkıcı bu kadar kötü bir maç izlememiştim. Futbolcular sanki futbola yaptıkları işe küsmüşlerdi. 2 gün önce Takvim’de Hırvatistan’ın iyi bir takım olmadığını söylemiştim.

NECİL ÜLGEN / FANATİK GAZETESİ
Burada bu maç için Balkan maçı da dediler, ev sahiplerinin maçı da. TC vatandaşı olup da Avusturya’da çalışma izni olan kişi sayısı bakımından Hırvatları ikiye katlamışız. Yan taraf Almanya ile İsviçre, ama Hırvatlar bu eve bizden daha fazla sahip çıkmışlar gibiydi maçtan önce. Hem Viyana’nın meydanları onlara teslim oldu, hem de Ernst Hapel Stadı. Avrupa’nın göbeğinde bu kadar Türk’ün yaşadığı bir coğrafyada beklemedik bir şeydi bu benim için.

Diğer Yazılar



Yorum gönder !

Yorum gönderebilmek için yapmalısınız.